İzleme listen boşaltıldı
207 puanlar
mine naz bir durum mesajı girmedi.
| Cinsiyet: | Bayan |
|---|---|
| Şehir: | amasya |
| Ülke: | Türkiye |
| Hobiler: | güzel olan herşey:)) |
|---|---|
| Hakkımda: | HaYaTıN TaDıNı çIkAr;) |
| En sevdiğim TV şovları: | belirli bi yayın yok kaliteli bulduklarım |
|---|---|
| En sevdiğim filmler: | o anki psikolojime bağlı:)) |
Kullanıcının henüz videoları bulunmuyor.
Reklam
mine naz' Ziyaretçi Defteri
Wünsche dir einen schönen Tag
Sevgili Terkeder..
Dost Yanında Bakii Kalır..
Sevgili Emreder..Dost Teselli Eder..
Dost Sevgiliden Çok Sever.
Bilir Misin Bizde Dostluk Nedir??
Nefesin Kesilirse Al Bu Can Senindir.
Yolun Sonu Uçurumsa
"Dostum"
Sen Geri Dön İlk Adım Benimdir
sevgilerimle
Birgün öğretmeni aliye sorar siyaset ne demektir diye?
Ali bilemez eve gider babasına sorar.
Babası... bu evde parayı kim getirir der?
Ali... sen
Babası... peki o zaman kapitalist rejimim ben der.
Parayı alıp bizim ihtiyaçlarımızı kim karşılar?
Ali... annem
Babası... o zaman oda hükümet.
peki kardeşinle kim ilgileniyor?
Ali... dadım
Babası... o zaman dadında işçi.
kardeşin gelecek sende halksın der.
Ali herşeyi not alır uyur. gece gelen seslere uyanır
Kardeşinin ağladığını görür altına yapmıştır
Annesini uyandırmaya çalışır uyandıramaz
Salona koşar babasını dadısıyla uygunsuz yakalayan
Ali... şunları der
Kapitalist rejim işçiyi sömürüyor.
Hükümet uyuyor gelecek bok içinde halk ne yapsın?
Adamın biri,
Bilge bir kral olmakla un salmış olan kralın yanına gider.
Krala sunu sorar
'Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır? '
Kral 'Elbette' der,
'Kaç bacağın var senin? '
Adam soruya şaşırarak 'İki efendim' der.
Kral 'Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin? '
'Elbette' diye cevap verir adam.
Kral 'O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver'.
Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir.
'Tamam' der kral
'Simdi de öteki bacağını kaldır.'
Adam şaşırır 'Bu imkânsız kralım' der.
'Gördün mü? ' der kral '
Özgürlük budur.
Sadece ilk kararı almakta özgürsün.
Ondan sonrasında değil.'
Tiziano Terzani'nin 'Atlıkarıncada Bir Tur Daha' adlı kitabında
Okuduğum bu küçük öykü yıllardır tartışılan özgürlük kavramı
üzerinde bir kez daha düşünmeme yol açtı.
Hayat gerçekten böyleydi.
İlk kararı alıyordun ve gerisi o ilk karara bağlı olarak
gerçekleşiyordu.
Hayat hata kabul etmiyordu.
İlk kararın doğruysa işler yolunda gidiyordu ama eğer yanlış bir karar aldıysan, her şey zincirleme yanlış gidiyordu.
Mesela mesleğini seçerken...
Hasbelkader, iyi düşünmeden, yeteneklerinin farkında olmaksızın bir meslek seçtiğinde ömür boyu işini zorla yapmaya
mahkûm oluyordun.
İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyordun.
Ama biliyordun ki; özgürlüğünü kullanmış ilk kararı vermiştin ve
yeniden başlama cesaretin yoktu.
Bazı insanlar vardı hayatta...
Onlar ise her şeyi arkalarında bırakıp yeniden başlayacak kadar
cesurlardı.
Ama sen onlardan biri olamıyordun.
Bunca emek bunca çalışmayı sanki çöpmüş gibi bir çırpıda
atıveremiyordun.
Oysa göz ardı ettiğin bir şey vardı.
Hayat çok kısaydı ve mutsuz olduğun işlerle zaman öldürmek
ayni zamanda ruhunu öldürmekle eş anlamlıydı.
Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu.
Yanlış bir karar ayni evde yasayan iki düşman yaratabilirdi.
Aşk zorunluluğa dönüşebilir ve hayatini cehenneme çevirebilirdi.
İlk kararı alıyordun, bu konuda özgürdün ama devamında senin kararına bağlı olmayan pek çok şey gerçekleşiyordu.
Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti.
Doğru yerde ateşlediğinde seni ısıtacak ateş, çorbanı kaynatacak ateş oluyordu, yanlış yerde ateşlediğin vakit ise, içinde
bulunduğun evle birlikte seni de yakıyordu.
Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi.
Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekiyordu.
Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek yetmiyordu.
Çok daha önemli olan başka bir şey vardı.
Kendini bilmek...
Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler yapabileceğini bilmek zorundaydın.
Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata sahip oluyordun.
Ve kararlar birer kibritti...
Ya kendini yakıyordun, ya da ısıtıyordun...
Kendinizi yakmamanız dileğiyle.
Efkan
Yüreğim Gazze, bedenim bomba yanığı, üzerimde canavar uçaklar, kan gölünde boğuluyorum…
Dün bu acıları biz yaşadık…
Dün bu acıları insanlık başka coğrafyalarda yaşadı…
Yeter artık!
Bu gün ben Filistinliyim!
Karton kutuda cesedi taşınan çocuk, sana bir bardak süt verememişsem de biz kardeşiz… Seni düşünüyorum…
Evladının cesedi lime lime olan çaresiz anne, sesimi duyamazsan da annemsin… Acınla kanım donuyor, üşüyorum…
Kendi toprağında vahşetin tutsağı baba, yüzündeki hüznü yüreğime işliyorum…
İnsanlığımdan utanıyorum!
Yaşadığım çağdan utanıyorum!
Bu vahşete sessiz kalan, dilini yutmuş insanım diyenlerden utanıyorum!
Bu gün ben Filistinliyim!
Yüreğim Gazze, bedenim bomba yanığı, üzerimde canavar uçaklar, kan gölünde boğuluyorum…
Ey gökkuşağı! Yeryüzünde yaşanan bu vahşet manzaralarına tanıklık yapmaktan usanmadın mı?
Ey yeryüzü! Bu güne dek dökülen kanlar seni doyurmadı mı?
Emperyalizm ahtapottur!
Irkçılık vampirin enerji kaynağıdır!
Dini bağnazlık yamyamlıktır!
Bu gün ben Filistinliyim!
Yüreğim Gazze, bedenim bomba yanığı, üzerimde canavar uçaklar, kan gölünde boğuluyorum…
Sürgünüm!
Mülteciyim!
Kendi toprağımda evsiz, aç, susuz, perişanım!
Hastanem bombalanıyor!
İbadethanem bombalanıyor!
Evler bombalanıyor!
Ben insanım diyenlere sesleniyorum: Çığlığımı artık duyun!
Onlarca yıl değil, bir beş dakika kendinizi benim yerime koyun!
Ey Kuran’a inanlar!
Ey İncil’e inanlar!
Ey Tevrat’a inanlar!
Ey Budistler!
Ey ateistler!
Ey komünistler!
Ey sosyalistler!
Ben Filistinliyim diye bağırın! Yüreğinde zerre kadar insanlık olanları bu vahşete karşı tavır almaya çağırın!
Bu gün ben Filistinliyim!
Yüreğim Gazze, bedenim bomba yanığı, üzerimde canavar uçaklar, kan gölünde boğuluyorum…
Bombalanan yer Filistin değil, yüreğimizdir!
Beynimizdir!
Onurumuzdur!
İnsanlıktır! İnsanlıktır! İnsanlıktır!
Birbirini yiyen Filistin örgütlerinin yöneticileri, emperyalizmin işbirlikçisi Arap devletleri yöneticileri, medeniyetin temsilcisi geçinen batı ülkelerin yöneticileri,
Çin, Japonya, İskandinavya ülkeleri yöneticileri, ey dünya size sesleniyorum…
Bebekler ölüyor!
Çocuklar ölüyor!
Gelin olmayı düşleyen genç kızlar ölüyor!
Damat olmayı düşleyen gençler ölüyor!
Anneler, babalar ölüyor!
Dedeler, nineler ölüyor!
Hayvanlar ölüyor!
Ağaçlar yanıyor!
Görün artık!
Bu gün ben Filistinliyim!
Yüreğim Gazze, bedenim bomba yanığı, üzerimde canavar uçaklar, kan gölünde boğuluyorum…
Kalkın artık!
Savaşlar olmasın!
Esaret olmasın!
Husumet olmasın!
Bitsin artık kin, nefret! Bitsin artık bu rezalet!
Gök kubbenin altında, yeryüzünde çiğnenmesin adalet…
Bu gün ben Filistinliyim!
Yüreğim Gazze, bedenim bomba yanığı, üzerimde canavar uçaklar, kan gölünde boğuluyorum…
Acılarla yoğruluyorum…
Bu çığlık insanlığa çağrıdır!
Bombaların düştüğü yer insan olanın bağrıdır…
Yurdum olmuş kafesim!
Irkçılık, bağnazlık kesiyor nefesim!
Yeter artık duyulsun sesim!
Bu gün ben Filistinliyim!
Yüreğim Gazze, bedenim bomba yanığı, üzerimde canavar uçaklar, kan gölünde boğuluyorum…
LEEselim